27 Kasım 2018 Salı

Sen Giderken


Yorgun bir zemherinin el çırpmalarından yaptım
kartopu ve heykellerini.

Bulutlardan sonbahar,
Yağmur damlalarından ayrılık yaptım kendime.

Kusursuz sevinçler değildi ama
sevindiğim olurdu; aynada göz izini her görüşümde.

Karanlık, bulutsuz ve soğuk gittin:
Giderken attığın adımlarda, dönüşü olmayan yollar büyüdü.

10 Kasım 2018 Cumartesi

Yalnızlığın En Yorucu Anı


Soğuk nefesim kan revan düşler büyütüyor
Kırılıyorum zaman ansızın gözlerime mil çekiyor
Bir sessize gömülüyorum, kör
Kendi soluğumda üşüyorum, kimse  görmüyor.

Bu yalnızlık diyor akıl kârı değil kış gününde
Sobada çıtırtılar düşlerimden gidişinden
Yokluğundan bir zemheri beliriyor
Kendi varlığımdan irkiliyorum, kimse korkmuyor.

Bu saatin acımasız bir duruşu vardır gecede
Varlıkla yokluğun daha fazla anlamın işte şu an
Kendi varlığımda senin yokluğun katlanılmaz
Sonsuz bir yağmurda sırılsıklam, kimse ıslanmıyor.

Bu zararsız bir diriliş belki yok oluş kimine göre
Parmak uçlarım sonsuz dokunuyor soğuk duvara
Sonsuz olan ne var yalnızlıktan başka
Ellerim ellerinde olsa da, bu yalnızlık bitmiyor.

Sana sığınıyorum sonsuz olana ve senin için
Bir eksik, bir fazla fark etmiyor
Belki de yalnızlığın en yorucu anına geldim
Sonsuz olan varlığımı duymuyor…